Ankara Sanayi Odası Başkanı Seyit Ardıç, başkentin savunma sanayiinden yüksek teknoloji üretimine, kuru liman vizyonundan entegre lojistik altyapıya kadar uzanan dönüşüm sürecini LOJITIME’a değerlendirdi. Ankara’nın, üretimde olduğu kadar lojistikte de küresel ölçekte konumlanması gerektiğini belirten Ardıç, “İhracat yapan firmalar, Ankara’da kurulacak güçlü bir kuru liman altyapısı sayesinde gümrükleme, depolama ve intermodal taşımacılık hizmetlerine daha hızlı ve düşük maliyetle erişebilecektir” dedi.

•  Ankara sanayisini bugün nasıl bir noktada görüyorsunuz?
•  Özellikle savunma sanayii, makine, elektronik ve yüksek katma değerli üretim alanlarında Ankara’nın Türkiye içindeki ve küresel pazarlardaki konumunu nasıl değerlendirirsiniz?

Ankara sanayisini bugün sadece başkent olmanın getirdiği idari bir merkez olmanın çok ötesinde, savunma sanayii başta olmak üzere yüksek teknoloji üretiminde, ihracatta ve sanayi altyapısında ülkemizin lokomotif şehirlerinden biri olarak görüyoruz. Ankara’nın TÜİK verilerine göre Türkiye toplam yüksek teknoloji ihracatı içerisindeki payının %23’e yükselmiş olması bunun önemli bir göstergesidir.

Savunma sanayii başta olmak üzere; makine, metal, elektronik, uzay ve havacılık gibi stratejik sektörlerde Ankara hem Türkiye ölçeğinde lider hem de küresel pazarlarda söz sahibi bir konuma ulaşmıştır. Organize sanayi bölgelerimizde oluşan güçlü üretim ekosistemi; nitelikli insan kaynağı, üniversitelerimiz ve AR-GE merkezleriyle desteklenmektedir.

Odamızın raporlarında da ortaya konulduğu üzere; akıllı çip üretimi, robotik cerrahi sistemleri, savunma sanayine yönelik kompozit malzemeler ve geri dönüşüm teknolojileri gibi yüksek katma değerli alanlarda önemli bir ivme yakalanmıştır. Ayrıca 2025 yılında silah ve mühimmat ihracatında 3,5 milyar dolar ile Türkiye genelindeki toplam ihracatın önemli bir bölümünün Ankara’dan gerçekleştirilmiş olması dikkat çekicidir. Bu tablo, Ankara’yı yüksek katma değerli üretimde ülkemizin öncü şehirlerinden biri haline getirmiştir.

Sanayi ve Lojistik İlişkisi
• Lojistiği, sanayinin rekabet gücü açısından nasıl konumlandırıyorsunuz?

Üretim kadar lojistik altyapının da stratejik bir unsur haline geldiği bu dönemde, Ankara sanayisinin lojistik kabiliyetlerini yeterli buluyor musunuz?

Lojistik artık sanayinin tamamlayıcısı değil, rekabet gücünü doğrudan belirleyen stratejik bir unsurdur. Artık yalnızca kaliteli ve verimli üretim yapmak yeterli değil; üretilen ürünün doğru zamanda, doğru maliyetle ve güvenli şekilde pazara ulaştırılması da en az üretim kadar kritik bir değer zinciri halkası haline gelmiştir. Küresel rekabetin arttığı, tedarik zincirlerinin hız ve esneklik üzerine yeniden şekillendiği bir dönemde lojistik altyapı, sanayinin sürdürülebilir büyümesi açısından stratejik bir rol üstlenmektedir.

Ankara sanayisine baktığımızda, üretim çeşitliliği ve teknolojik kapasite açısından güçlü bir potansiyele sahip olduğunu görüyoruz. Ancak lojistik kabiliyetler açısından gelişime açık alanlar bulunduğunu söylemek mümkündür. Ankara’nın coğrafi olarak Türkiye’nin merkezinde yer alması, karayolu bağlantıları açısından önemli bir avantaj sağlamaktadır. Bununla birlikte, demiryolu taşımacılığının sanayiye entegrasyonu, organize sanayi bölgeleri ile lojistik merkezler arasındaki bağlantıların güçlendirilmesi ve çok modlu taşımacılık altyapısının geliştirilmesi, Ankara sanayisinin rekabet gücünü daha da artıracaktır.

Özellikle ihracat odaklı üretimin artmasıyla birlikte, lojistik maliyetlerin azaltılması ve teslimat sürelerinin kısaltılması büyük önem taşımaktadır. Bu kapsamda, lojistik köy projeleri, dijital lojistik uygulamaları, depolama ve dağıtım altyapılarının modernizasyonu gibi yatırımların hız kazanması gerekmektedir. Kamu, yerel yönetimler, sanayi odaları ve özel sektörün koordinasyon içinde hareket etmesi, Ankara’nın lojistik yetkinliklerini daha ileri seviyeye taşıyacaktır.

Sonuç olarak, Ankara sanayisinin mevcut lojistik altyapısı önemli bir temel oluşturmakla birlikte, küresel rekabet koşullarına uyum sağlamak ve sanayicinin maliyet avantajını güçlendirmek için lojistik yatırımlarının stratejik bir bakış açısıyla sürdürülmesi gerektiğini düşünüyorum.

Ankara’nın Lojistik Potansiyeli ve Kuru Liman Vizyonu

• Ankara; kara, demiryolu ve havayolu bağlantılarıyla stratejik bir konumda yer almaktadır.
• Bu çerçevede, Ankara’nın bir kuru liman (dry port) kimliği kazanmasının; sanayinin rekabet gücü, ihracat maliyetleri ve sanayicinin küresel pazarlara erişimi açısından ne gibi etkileri olacağını düşünüyorsunuz?
• Ankara’nın gerçek anlamda bir lojistik üs haline gelmesi için hangi altyapı ve planlama adımlarının öncelikli olması gerektiğini değerlendirirsiniz?
• Bu süreçte kamu–özel sektör iş birliklerinin rolü sizce nasıl olmalıdır?

Ankara’nın bir kuru liman (dry port) kimliği kazanması, öncelikle sanayinin rekabet gücünü doğrudan artıracaktır. Kuru limanlar, deniz limanlarında yapılan birçok işlemin iç bölgelerde gerçekleştirilmesine olanak sağlayarak lojistik süreçleri hızlandırmakta ve maliyetleri düşürmektedir. Ankara’da kurulacak güçlü bir kuru liman altyapısı sayesinde ihracat yapan firmalar, gümrükleme, depolama ve intermodal taşımacılık hizmetlerine daha hızlı ve düşük maliyetle erişebilecektir. Bu durum, özellikle ihracat odaklı üretim yapan sanayicilerimizin teslim sürelerini kısaltacak, stok yönetimini kolaylaştıracak ve küresel pazarlara erişim kabiliyetini önemli ölçüde güçlendirecektir.

Ankara’nın gerçek anlamda bir lojistik üs haline gelebilmesi için öncelikle çok modlu taşımacılık altyapısının güçlendirilmesi gerekmektedir. Organize sanayi bölgelerinin demiryolu hatlarına doğrudan bağlanması, lojistik merkezlerin sanayi kümelenmeleriyle entegre şekilde planlanması ve yük taşımacılığına yönelik demiryolu kapasitesinin artırılması öncelikli adımlar arasında yer almalıdır. Bunun yanında modern depolama alanlarının, akıllı lojistik sistemlerinin ve dijital tedarik zinciri yönetim altyapılarının geliştirilmesi de büyük önem taşımaktadır. Lojistik yatırımların şehir planlaması, sanayi stratejileri ve ulaşım master planlarıyla entegre şekilde ele alınması, sürdürülebilir ve verimli bir yapı oluşturulmasını sağlayacaktır.

Bu süreçte kamu–özel sektör iş birlikleri kritik bir rol üstlenmektedir. Kamu tarafının altyapı yatırımlarını, mevzuat düzenlemelerini ve teşvik mekanizmalarını güçlü şekilde desteklemesi gerekirken, özel sektörün de operasyonel tecrübesi, yatırım gücü ve teknoloji odaklı çözümleri sürece hız kazandıracaktır. Sanayi odaları, lojistik firmaları, yerel yönetimler ve merkezi idarenin ortak vizyon doğrultusunda hareket etmesi, Ankara’nın lojistik kapasitesinin etkin şekilde geliştirilmesini sağlayacaktır.

İhracat ve Küresel Rekabet

• Ankara sanayisinin ihracat performansını ve küresel pazarlardaki rekabet gücünü nasıl değerlendiriyorsunuz?
• Önümüzdeki dönemde Ankara merkezli sanayi firmalarının hangi pazarlara ve hangi ürün gruplarına odaklanmasının daha stratejik olacağını düşünüyorsunuz?

Ankara sanayisi, İç Anadolu Bölgesi’nin ihracat ve ithalat açısından lokomotif gücüdür. Savunma sanayii, makine, elektronik ve yüksek teknoloji ürünleri Ankara’nın ihracat sepetinde giderek daha fazla pay almaktadır.

Önümüzdeki dönemde Avrupa Birliği pazarlarındaki varlığımızı güçlendirirken; Uzak Doğu, Afrika ve Orta Asya pazarlarını da stratejik hedef olarak görüyoruz. Bu pazarlara yönelik olarak, yüksek katma değerli ve teknoloji yoğun ürünlere odaklanmak temel önceliğimizdir. Lojistikte ise denizyolu ve karayolunun yanında havayolu kargonun payını artırmayı, özellikle zaman hassasiyeti yüksek ürünlerde rekabet avantajı olarak değerlendirmeyi hedefliyoruz.

Dijitalleşme ve Yeşil Dönüşüm

• Dijitalleşme ve yeşil dönüşüm, sanayi kadar lojistik süreçleri de dönüştürmektedir.
• Ankara sanayisini bu dönüşüme ne kadar hazır görüyorsunuz?
• Özellikle sürdürülebilir lojistik, karbon ayak izi ve dijital tedarik zincirleri konusunda ASO’nun yaklaşımını nasıl özetlersiniz?

Dijitalleşme ve yeşil dönüşüm, yalnızca üretim süreçlerini değil, tedarik zincirlerinin tamamını yeniden şekillendiren iki temel paradigma haline gelmiştir. Bu dönüşüm; maliyet yönetiminden operasyonel verimliliğe, uluslararası rekabetten sürdürülebilirliğe kadar pek çok alanda sanayi kuruluşları için belirleyici bir unsur olmaktadır.

Ankara sanayisine baktığımızda, özellikle savunma, makine, medikal, elektronik ve ileri teknoloji üretim alanlarında faaliyet gösteren firmaların dijitalleşme konusunda önemli bir farkındalık ve adaptasyon süreci içerisinde olduğunu görüyoruz. Endüstri 4.0 uygulamaları, otomasyon sistemleri, veri odaklı üretim ve akıllı planlama çözümleri giderek daha fazla işletmenin gündeminde yer almaktadır. Bununla birlikte, dönüşümün tüm ölçeklerde eş zamanlı ilerlediğini söylemek henüz mümkün değildir. Özellikle KOBİ ölçeğindeki işletmelerde dijital altyapı yatırımları, insan kaynağı ve finansman erişimi gibi alanlarda destek ihtiyacı devam etmektedir.

Sürdürülebilir lojistik perspektifinde; taşımacılığın daha çevreci modlara kaydırılması, demiryolu ve intermodal taşımacılığın artırılması, enerji verimli depolama çözümlerinin yaygınlaştırılması ve lojistik operasyonlarda yakıt tüketimini azaltan optimizasyon teknolojilerinin kullanılması büyük önem taşımaktadır. Karbon ayak izinin ölçülmesi, raporlanması ve azaltılmasına yönelik uygulamalar, önümüzdeki dönemde rekabet gücünün temel göstergelerinden biri olacaktır.

Ankara Sanayi Odası olarak bu dönüşümü sanayinin uzun vadeli sürdürülebilirliği açısından stratejik bir zorunluluk olarak ele alıyoruz. Bu kapsamda, sanayicilerin dijital dönüşüm kapasitelerini artırmaya yönelik eğitim, danışmanlık ve farkındalık çalışmalarını destekliyoruz. Aynı zamanda enerji verimliliği, temiz üretim teknolojileri, karbon yönetimi ve sürdürülebilirlik raporlaması gibi alanlarda firmaların yol haritaları oluşturmalarına katkı sağlıyoruz.

Sanayi – Üniversite – Lojistik Ekosistemi

• Ankara, güçlü bir üniversite ve AR-GE altyapısına sahiptir.
• Sanayi–üniversite–lojistik ekosisteminin daha entegre ve verimli çalışabilmesi adına nelerin öncelikli olduğunu düşünüyorsunuz?

Ankara’mız, sahip olduğu üniversiteler, teknoparklar, araştırma merkezleri ve nitelikli insan kaynağı ile ülkemizin en güçlü bilgi ve AR-GE altyapılarından birine sahiptir. Bunun yanında gelişmiş sanayi yapısı ve büyüyen lojistik kapasitesi, Ankara’yı sanayi–üniversite–lojistik entegrasyonu açısından önemli bir potansiyel merkez haline getirmektedir. Ancak bu potansiyelin tam anlamıyla katma değere dönüşebilmesi için paydaşlar arasındaki iş birliklerinin daha sistematik, sürdürülebilir ve sonuç odaklı bir yapıya kavuşturulması gerektiğini düşünüyorum.

Bu ekosistemin daha verimli çalışabilmesi adına öncelikle ihtiyaç odaklı iş birliği modellerinin güçlendirilmesi büyük önem taşımaktadır. Örneğin nitelikli insan kaynağının geliştirilmesi temel önceliklerdendir. Sanayi ve lojistik sektörlerinin ihtiyaç duyduğu yetkinliklere uygun eğitim modellerinin oluşturulması, müfredatların sektör beklentileri doğrultusunda güncellenmesi ve uygulamalı eğitim imkânlarının artırılması kritik bir rol oynamaktadır. Staj, ortak eğitim programları ve sektörel proje çalışmalarının yaygınlaştırılması, mezunların iş hayatına daha hazır bir şekilde katılmasını sağlayacaktır.

Lojistik boyutunda ise dijitalleşme, sürdürülebilirlik ve çok modlu taşımacılık konularında ortak araştırma ve pilot uygulamaların hayata geçirilmesi ekosistemin gelişimini hızlandıracaktır. Üniversitelerin analitik ve teknolojik üretim kapasitesi ile lojistik sektörünün saha tecrübesinin birleşmesi, yenilikçi ve rekabetçi çözümlerin ortaya çıkmasını sağlayacaktır.

Ankara’mızın sanayi–üniversite–lojistik ekosistemi güçlü bir temele sahiptir. Bu yapının daha etkin hale gelebilmesi için stratejik iş birliklerinin artırılması, uygulamalı AR-GE çalışmalarının yaygınlaştırılması, nitelikli insan kaynağının geliştirilmesi ve inovasyon odaklı projelerin desteklenmesi öncelikli alanlar olarak öne çıkmaktadır. Bu entegrasyonun güçlenmesi, yüksek katma değerli üretim ve lojistik teknolojileri alanında ulusal ve uluslararası ölçekte daha güçlü bir konuma ulaşmamıza önemli katkı sağlayacaktır.

Gelecek Vizyonu

• Önümüzdeki 10 yıl için Ankara sanayisi ve lojistik ekosistemi adına nasıl bir vizyon öngörüyorsunuz?
• Ankara’yı küresel ölçekte nasıl bir merkez olarak konumlandırmayı hedefliyorsunuz?

Önümüzdeki 10 yıllık perspektifte Ankara sanayisi ve lojistik ekosisteminin, yüksek katma değerli üretim, teknoloji odaklı sanayi ve entegre lojistik altyapı ile güçlenen bir yapıya dönüşeceğini öngörüyorum. Küresel ticaretin giderek daha rekabetçi hale geldiği, tedarik zincirlerinin hız, esneklik ve sürdürülebilirlik ekseninde yeniden şekillendiği bir dönemde sahip olduğumuz üretim kabiliyeti, insan kaynağı ve stratejik konumumuz önemli bir fırsat sunmaktadır.

Bu vizyonun temelinde, sanayimizin ileri teknoloji ve inovasyon odaklı üretim yapısının daha da güçlendirilmesi yer almaktadır. Savunma sanayi, makine, medikal teknolojiler, elektronik, havacılık, otomotiv yan sanayi ve yazılım gibi alanlarda yüksek katma değerli üretimin artırılması, Ankara’mızın sanayi profilini daha rekabetçi ve sürdürülebilir hale getirecektir. Aynı zamanda dijitalleşme, otomasyon, yapay zekâ ve veri odaklı üretim süreçlerinin yaygınlaşması, sanayimizin verimlilik ve kalite standartlarını küresel ölçekte yukarı taşıyacaktır.

Lojistik ekosistemi açısından ise Ankara’nın, çok modlu taşımacılık altyapısına sahip, güçlü lojistik merkezleri ve kuru liman yapılanmaları ile desteklenen bir bölgesel lojistik üs haline gelmesini hedeflemek gerektiğini düşünüyorum. Demiryolu bağlantılarının sanayi bölgeleri ile entegre edilmesi, lojistik köylerin ve depolama altyapılarının geliştirilmesi, dijital tedarik zinciri yönetimi çözümlerinin yaygınlaştırılması, Ankara’mızı hem ulusal hem de uluslararası ticaret ağlarında stratejik bir konuma taşıyacaktır.

LOJITIME Okuyucularına Mesaj

• Ankara çıkışlı, lojistik odaklı ve küresel vizyona sahip LOJITIME dergisi okuyucularına ve lojistik sektörüne iletmek istediğiniz bir mesaj var mıdır?

LOJITIME gibi lojistik sektörüne odaklanan ve küresel bakış açısını sektör paydaşlarına aktaran yayınların, bilgi paylaşımı ve farkındalık oluşturma açısından son derece kıymetli bir görev üstlendiğine inanıyorum. Lojistik artık yalnızca taşımacılık faaliyetlerinden ibaret değil; üretimden tüketime kadar uzanan değer zincirinin en stratejik unsurlarından biri haline gelmiştir. Bu nedenle sektördeki gelişmelerin, yenilikçi uygulamaların ve dönüşüm süreçlerinin doğru analiz edilmesi ve paylaşılması büyük önem taşımaktadır.

Bu vesileyle LOJITIME okuyucularına ve lojistik sektörünün tüm paydaşlarına; değişimi yakından takip eden, teknolojiye yatırım yapan, sürdürülebilirliği iş süreçlerinin merkezine alan ve iş birliklerini güçlendiren bir vizyonla hareket etmelerinin, sektörümüzün küresel rekabette daha güçlü bir konuma ulaşmasını sağlayacağına inanıyorum. Sektörün gelişimine katkı sağlayan tüm paydaşlara çalışmalarında başarılar diliyor, LOJITIME’ın sektöre değer katan yayınlarını sürdürmesini temenni ediyorum.