Aslı Çalık, IRU (Uluslararası Karayolu Taşımacılığı Birliği) Yönetim Kurulu Üyesi / TOBB Danışmanı
Her yıl Hollanda’nın Rotterdam kentinde düzenlenen Breakbulk Europe Fuarı, proje taşımacılığı, ağır yük lojistiği, liman hizmetleri ve multimodal taşımacılık alanlarında dünyanın en önemli buluşma noktalarından biri konumunda. Türk lojistik sektörü Ankara Ticaret Odası öncülüğünde Milli Katılım organizasyonuyla, Ankara Lojistik Üssü başta olmak üzere sektörümüzün güçlü temsili ile fuarda yerini alıyor, amaç yalnızca mevcut iş ilişkilerini korumak değil; değişen ticaret koridorlarında yeni fırsatları yaratmak olacak.
Küresel ticaret son yıllarda önemli bir dönüşüm sürecinden geçiyor. Jeopolitik gerilimler, tedarik zincirlerinin yeniden şekillenmesi, enerji güvenliği endişeleri ve sürdürülebilirlik hedefleri, yük hareketlerinin yönünü ve lojistik ağlarının yapısını yeniden tanımlıyor. Bu değişimden en fazla etkilenen alanlardan biri ise proje taşımacılığı ve ağır yük lojistiği.
Tam da bu nedenle Breakbulk Europe, artık yalnızca bir fuar değil; sektörün geleceğinin konuşulduğu, yeni işbirliklerinin şekillendiği ve yatırım kararlarının yönlendirildiği stratejik bir platform niteliği taşıyor.
Türk Lojistik Sektörünün Beklentileri
Türkiye, Avrupa, Orta Asya, Kafkasya ve Orta Doğu arasında doğal bir lojistik köprü konumunda bulunuyor. Son dönemde yaşanan bölgesel krizlere rağmen Türk lojistik sektörü, alternatif güzergâhlar geliştirme ve operasyonel esneklik konusunda önemli bir deneyim kazandı.
Fuarda ana odak olarak :
- Proje ve ağır yük taşımacılığında yeni müşteri kazanımları,
- Yenilenebilir enerji yatırımlarına yönelik lojistik çözümler geliştirmek,
- Liman ve terminal iş birliklerini artırmak,
- Orta Koridor ve Türkiye bağlantılı transit hatların tanıtımını yapmak,
- Avrupa merkezli yük sahipleriyle doğrudan temas kurmak,
- Dijitalleşme ve sürdürülebilirlik alanlarında ortak projeler geliştirmek
yer alıyor.
Özellikle rüzgâr enerjisi ekipmanları, güneş enerjisi yatırımları, enerji altyapı projeleri ve endüstriyel tesis yatırımları, Türk proje lojistiği şirketleri için önemli büyüme alanları olarak öne çıkıyor.
Temaslarda Öne Çıkacak Başlıklar
Fuarda gerçekleştirilecek görüşmelerde yalnızca fiyat ve kapasite konuşulmayacak. Avrupa’daki yük sahipleri ve lojistik hizmet alıcıları artık daha farklı sorular soruyor:
- Karbon emisyonları nasıl azaltılacak?
- Taşıma süreçleri ne kadar dijitalleşti?
- Operasyonel görünürlük hangi seviyede?
- Tedarik zinciri krizlerinde alternatif planlar mevcut mu?
Bu nedenle firmalarımızın yalnızca coğrafi avantajlarını değil, aynı zamanda operasyonel yetkinliklerini ve sürdürülebilirlik performanslarını da iyi anlatmaları gerekiyor.
Gelişmeye Açık Alanlar
Öncelikle sektörümüzün küresel görünürlüğünün artırılması gerektiğinin altunı çizmek istiyorum. Ülkemizin stratejik konumu her platformda dile getirilse de bu avantajın artık ciddi bir ticari değere dönüştürülmesi için daha güçlü bir uluslararası tanıtım gerektirdiğine inanıyorum.
İkincil olarak, proje taşımacılığı alanında uzman insan kaynağı geliştirilmesi günümüzün sıkı rekabet ortamda kritik öneme haiz. Karmaşık mühendislik projelerinde lojistik planlama kabiliyeti, rekabet avantajının temel unsurlarından biri haline geliyor.
Bir diğer konu ise sürdürülebilirlik. Avrupa Yeşil Mutabakatı ve karbon düzenlemeleri, proje lojistiğini de doğrudan etkilemeye başladı. Bu nedenle düşük emisyonlu operasyonlar, alternatif yakıtlar ve enerji verimliliği yatırımları artık tercih değil, zorunluluk olarak karşımıza çıkıyor.
Türkiye İçin Stratejik Bir Fırsat
Breakbulk Europe 2026, Türk lojistik sektörü açısından yalnızca yeni müşteriler bulma fırsatı sunmayacak, aynı zamanda Türkiye’nin bölgesel lojistik merkez olma hedefinin uluslararası paydaşlara anlatılması için önemli bir vitrin görevi göreceğini öngörüyorum.
Küresel ticaret koridorlarının yeniden şekillendiği, tedarik zincirlerinin çeşitlendirildiği ve yakın coğrafyalarda (nearshoring/friendshoring) üretim eğilimlerinin güçlendiği bir dönemde Türkiye’nin sunduğu kaliteli lojistik hizmet ve teknik kapasite her zamankinden daha değerli hale geliyor.
Diğer yandan, lojistik sektörümüzün geçiş belgesi kotaları, profesyonel sürücü vize sorunu, mod dayatması vb. uzun vadeli sorunlarını da gözönünde bulundurduğumuzda eski usul nakliyecilik modelinden çıkarak farklı politika ve stratejiler ile sektörel kabiliyetlerimizi çeşitlendirmek önceliğimiz olmalıdır. Sektörümüz yalnızca Türkiye merkezli modelle kalmamalıdır. AB ülkelerinde ortaklıklarla, depo yatırımlarıyla, lojistik merkezlerde rol üstlenerek güçlendirilmelidir. Avrupa Pazarına sadece dışarıdan değil, içeriden de entegre olma modeli düşünülmelidir. AB içinde kombine taşımacılık istasyonlarında yapılanma ile lojistik ve taşımacılık firmalarımızın operasyonel kabiliyetleri geliştirilmeli ve desteklenmelidir.Bu çerçeveden bakıldığında bu ve benzeri fuarlar bu hedefe ulaşmak için oldukça önemli rol üstlenecektir.
Bu nedenle Rotterdam’daki temaslarımız yalnızca bugünün iş hacmini değil, önümüzdeki yılların lojistik ağlarını ve kabiliyetlerimizi de şekillendirecek potansiyele sahiptir.
Türk lojistik sektörü için Breakbulk Europe 2026’nın temel mesajı net: Coğrafi avantaj artık tek başına yeterli değil. Rekabet; bağlantısallık, sürdürülebilirlik, uzmanlık ve güvenilirlik üzerinden şekilleniyor.
Yeni dünya düzeninde kazananlar yalnızca yük taşıyanlar değil, ticaretin geleceğini inovatif, efektif, maliyet etkin ve sürdürülebilirlik hedefleriyle paralel şekillendirenler olacak. Türk lojistik sektörü, Breakbulk Europe 2026 etkinliğinde güçlü bir aktör olarak konumlanacaktır.
