Dr. Kayıhan Özdemir Turan, LojiDer Yönetim Kurulu Başkanı

Mustafa Kemal Atatürk, 16 Şubat 1925 yılında ankara’da Türk Teyyare Cemiyeti’nin (Türk Hava Kurumu) kuruluşu sırasında yaptığı konuşmada “İstikbal göklerdedir. Göklerini koruyamayan milletler yarınlarından asla emin olamazlar” demiştir. 103 yıl önce Cumhuriyeti kurarak bizlere emanet ettiği ülkemizde, tam 101 yıl önce yüksek vizyonla gösterdiği hedef olan göklerde söz sahibi olmak adına tek bir şeye ihtiyacımız var çok çalışmak!

Ülkemiz, 27 Şubat 1967 tarihinde Dış Uzay Anlaşmasına (Outer Space Treaty) taraf oldu ve 9 Mart 1968 tarihinde onaylayarak yürürlüğe aldı. Dış Uzay Antlaşması’nın temel ilkeleri arasında, uzayın barışçıl kullanımı, uzayda egemenlik iddia edilememesi, nükleer silahların uzaya yerleştirilmemesi, devletlerin uzay faaliyetlerinden sorumlu olması vb. maddeler bulunur.

Bugün savunma sanayinde global ölçekte söz sahibi bir ülke konumundayız, kendi haberleşme uydusunu tasarlayıp üretebilen sınırlı sayıdaki ülkeler arasındayız. Türkiye Uzay Ajansı (TUA) 2018’de kuruldu. TÜRKSAT 6A 2025 yılında hizmete alındı. 2024 yılında Alper Gezeravcı Uluslararası Uzay İstasyonu’na giden ekipte yer alarak ülkemizin ilk insanlı uzay görevini gerçekleştirdi.

Şimdi sırada, en kısa sürede, büyük ölçüde 1967 tarihli antlaşmanın ilkelerini temel alan “Artemis Accords”a imzacı ülkeler arasına girmek olmalı!

“Ay, Mars, Kuyruklu Yıldızlar ve Asteroitlerin Barışçıl Amaçlarla Sivil Keşif ve Kullanımında İş Birliği İlkeleri” olarak bilinen Artemis Accords’un amacı, Artemis Programını ilerletme niyetiyle, uzayın sivil keşif ve kullanımının yönetimini geliştirmek için pratik bir dizi ilke, kılavuz ve en iyi uygulama yoluyla ortak bir vizyon oluşturmaktır. Uzayda faaliyetlerin yürütülmesinde pratik bir dizi ilke, kılavuz ve en iyi uygulamaya bağlılık, operasyonların güvenliğini artırmayı, belirsizliği azaltmayı ve uzayın tüm insanlık için sürdürülebilir ve faydalı kullanımını teşvik etmeyi amaçlamaktadır. Anlaşmalar, burada açıklanan ilkelere yönelik siyasi bir taahhüdü temsil etmektedir; bunların çoğu, Uzay Anlaşması ve diğer belgelerde yer alan önemli yükümlülüklerin operasyonel olarak uygulanmasını sağlamaktadır.

Bu Anlaşmalarda belirtilen ilkeler, her bir imzacı ülkenin sivil uzay ajansları tarafından yürütülen sivil uzay faaliyetlerine uygulanmak üzere tasarlanmıştır. Bu faaliyetler, Ay, Mars, kuyruklu yıldızlar ve asteroitlerde, yüzeyleri ve yüzey altları da dahil olmak üzere, ayrıca Ay veya Mars yörüngesinde, Dünya-Ay sisteminin Lagrange noktalarında ve bu gök cisimleri ve konumları arasında geçiş sırasında gerçekleşebilir. İmzacılar, bu Anlaşmalarda belirtilen ilkeleri kendi faaliyetleri aracılığıyla, uygun görülen durumlarda görev planlaması ve kendi adlarına hareket eden kuruluşlarla sözleşme mekanizmaları gibi önlemler alarak uygulamayı amaçlamaktadır.

Principles for a Safe, Peaceful, and Prosperous Future in Space/https://www.nasa.gov/artemis-accords/

Ülkemiz; 2020 yılında 8 ülkenin imzası ile kabul edilen bu anlaşmaya henüz taraf olmamıştır. Ay, Mars, Kuyruklu Yıldızlar ve Asteroitlerin Barışçıl Amaçlarla Sivil Keşif ve Kullanımında İş Birliği İlkeleri ülkemizin kayıtsız kalacağı bir süreç olmamalıdır. Dünyanın ilk 20 büyük ekonomisinden biri olan ve bundan 101 yıl önce “İstikbal Göklerdedir” diyen bir kurucu lidere sahip olan Türkiye’nin en kısa zamanda bu anlaşmaya taraf olması, uzayda geleceğin inşasında söz sahibi olması için en önemli gerekliliklerden biridir.

NASA öncülüğünde oluşturulan Artemis Accords’un amacı, Ay, Mars ve derin uzay görevlerinde ülkeler arasında ortak kurallar belirlemek ve uzayın barışçıl kullanımını sağlamaktır. Anlaşma özellikle Apollo Program sonrası yeni Ay keşif dönemine hukuki ve diplomatik bir çerçeve oluşturmak için geliştirilmiştir. Artemis programı kapsamında insanlığın tekrar Ay’a gitmesi ve uzun vadede Ay’da kalıcı faaliyetler yürütmesi hedeflenmektedir. Bu paralelde; uzayın yalnızca barışçıl amaçlarla kullanılması, ülkeler arasında şeffaf iş birliği yapılması, bilimsel verilerin paylaşılması, astronotlara yardım edilmesi, uzay enkazının azaltılması, tarihî uzay alanlarının korunması, Ay ve diğer gök cisimlerinde kaynak kullanımına ortak kurallar getirilmesi, gelecekteki Ay üsleri ve madencilik faaliyetlerinde çatışmaları önlemek amaçlanmaktadır.

Artemis Accords bağlayıcı bir uluslararası anlaşma olmayıp, daha çok ortak ilkeler bildirisi niteliğindedir. Temel hukuki dayanağı da Outer Space Treaty yani 1967 Dış Uzay Antlaşmasıdır.

Artemis Accords ilk kez 13 Ekim 2020 tarihinde imzalanmıştır. İlk imzacı toplam 8 ülke; Amerika Birleşik Devletleri, Avustralya, Kanada, İtalya, Japonya, Lüksemburg, Birleşik Arap Emirlikleri, Birleşik Krallık’tır.  7 Mayıs 2026 itibarı ile Artemis Accords’a toplam 67 ülke taraf olmuştur. Paraguay, 67’nci ve imzacı son ülkedir.

Tarih                          Ülke

13 Ekim 2020             ABD, Avustralya, Kanada, İtalya, Japonya, Lüksemburg, BAE, Birleşik Krallık,

11 Aralık 2020           Ukrayna

Mayıs–Aralık 2021    Güney Kore, Yeni Zelanda, Brezilya, Polonya, Meksika

Ocak–Aralık 2022      İsrail, Romanya, Bahreyn, Singapur, Kolombiya, Fransa, S.Arabistan, Nijerya, Ruanda,

Mayıs–Aralık 2023     Çekya, İspanya, Ekvador, Hindistan, Arjantin, Almanya, İzlanda, Hollanda, Bulgaristan, Angola,

Ocak–Aralık 2024      Belçika, Yunanistan, Uruguay, İsviçre, İsveç, Slovenya, Litvanya, Peru, Slovakya, Ermenistan, Dominik Cumhuriyeti, Estonya, Kıbrıs, Şili, Danimarka, Panama, Avusturya, Tayland, Lihtenştayn,

Ocak–Ekim 2025       Finlandiya, Bangladeş, Norveç, Senegal, Macaristan, Malezya, Filipinler

Ocak–Mayıs 2026      Portekiz, Umman, Letonya, Ürdün, Fas, Malta, İrlanda, Paraguay

Artemis Accords, Ay ve derin uzay faaliyetlerinde iş birliği kurallarını belirleyen siyasi bir çerçevedir. Lojistik hizmetler açısından değerlendirildiğinde, ülkemizin bu anlaşmaya taraf olması; Türk lojistik sektörünün gelecekte oluşacak uzay ekonomisi ve derin uzay tedarik zincirlerinde erken konumlanmasına, uluslararası standartlara uyum sağlamasına, teknoloji ortaklıkları geliştirmesine ve küresel iş birliklerinde daha görünür hale gelmesine katkı sağlayacak, lojistik hizmet sağlayıcı firmalarımızın gelecekteki uzay görevlerinde direk veya dolaylı tedarikçi, teknoloji ortağı veya operasyon destek sağlayıcısı olmasının önünü açacak, üniversiteler, teknoparklar ve mühendislik şirketleri için yeni uzmanlık alanları oluşturacaktır.

Artemis Accords’a taraf olan ülkelerin lojistik hizmet sağlayıcı şirketleri, NASA merkezli ihalelere erişim, ortak görevlerde rol alma, teknoloji transferi fırsatları, ileri malzeme transferi ve depolama, kriyojenik depolama, ortak üretim zincirlerinde yer alma imkanına sahip olacaktır. Artemis ekosistemine dahil olmak, bu alanlardaki yerli ve milli firmalarımızın küresel tedarik zincirine girişini kolaylaştıracaktır.

Güvenilirlik ve hukuki öngörülebilirlik uzay lojistiği hizmetlerinde yüksek öneme haizdir. Artemis Accords tam anlamıyla bağlayıcı bir uluslararası hukuk anlaşması olmasa da operasyonel öngörü sağlayacağından, sigorta maliyetlerini azaltabilir, yatırımcı güvenini artırabilir, uzun vadeli lojistik kontratları kolaylaştırabilir. Bu bağlamda lojistik hizmet sağlayıcı firmalar, bu alanda hangi kuralların geçerli olduğunu, veri paylaşımının nasıl yapılacağını, kaynak kullanımında çatışma olup olmayacağını bilerek hareket edebilecektir.

Gelecekte uzay faaliyetlerinin farklı jeopolitik bloklara ayrılması olasıdır. Bugün için Artemis hattı büyük ölçüde ABD ve müttefikleri çevresinde şekillenmektedir. Bu sürecin dışında kalmak ülkemiz açısından standart belirleme süreçlerinden dışlanma, teknoloji erişiminde zorlanma, lojistik ağlardan kopma riskini artıracaktır.

Artemis Accords süreci yalnızca uzayın barışçıl amaçlarla keşfi ve kullanımı açısından değil; Türkiye’nin gelecekte oluşacak derin uzay tedarik zinciri, Ay ekonomisi, ileri teknoloji taşımacılığı, kritik malzeme yönetimi ve depolanması ve uluslararası lojistik standartlarında söz sahibi olması açısından stratejik bir fırsat olarak değerlendirmelidir. Bu sürece taraf olmak, uzay çalışmalarının teknik ve bilimsel boyutunun ötesinde, gelecekte oluşacak uzay tedarik zinciri ve lojistik operasyon mimarisiyle doğrudan bağlantılıdır. Ay, Mars ve derin uzay faaliyetleri; önümüzdeki dönemde yalnızca bilimsel araştırmaların değil, aynı zamanda kritik malzeme yönetimi, depolanması, yörünge taşımacılığı, yakıt ikmali, modül transferi, bakım-onarım, haberleşme altyapısı, veri güvenliği, sigorta, sertifikasyon ve operasyonel koordinasyon süreçlerinin de gündeme geleceği yeni bir ekonomik alan oluşturacaktır.

“Artemis Accords” yalnızca bir uzay mutabakatı değildir; geleceğin lojistik standartlarının, tedarik zinciri mimarisinin ve yüksek teknoloji operasyon ekonomisinin şekilleneceği uluslararası bir platformdur. Ülkemiz bu masada yer almalı, gelecekte oluşacak Ay, Mars ve derin uzay lojistik faaliyetleri ve tedarik zincirinin dışında kalmamak için en hızlı şekilde bu anlaşmaya taraf olmalıdır.